loading

YGV Bahçe Günlüğü (Bölüm 8)_Passiflorayı Karlar Altında Nasıl Yaşattık?

Karlar Altında Bir Sevda Hikayesi: Passiflora ile Sabır ve Yeniden Doğuş Testi

Toprakla iç içe olan herkes bilir; bazı bitkilerle aranızda sadece bir yetiştiricilik bağı değil, kelimenin tam anlamıyla duygusal bir dostluk kurulur. Benim için egzotik güzelliğiyle passiflora (çarkıfelek), işte tam olarak böyle bir sevdaydı. Bu nazlı güzelle tanışmamın üçüncü yılındaydım. İlk yıl o minik fidanlardan aldığım 8 adet meyvenin heyecanı henüz tazeyken, ikinci yıl adeta bir mucize gerçekleşti. Bitki tanıtım makalelerinde bir sezonda iki kez hasat yapıldığı yazıyordu ama Karadeniz ikliminde buna gözlerimle şahit olmak bana biraz tuhaf, bir o kadar da büyüleyici gelmişti. İkinci yılın o iki hasat döneminde de fidanlarım beni öyle bir ödüllendirdi ki, üzerleri dopdolu meyveyle doldu. Bahçeye gelip o salkım salkım meyveleri ilk defa görenlerin şaşkınlığı, tanıyanların ise hayranlığı paha biçilemezdi.

Bu büyük başarı beni öyle bir heyecanlandırdı ki, aralık ayında ikinci hasat biter bitmez hemen işe koyuldum. Yeni sezonda daha da çok ürün alabilmek umuduyla telleri çektim ve fidanların bulunduğu o korunumlu alanı bir metre daha bahçenin içine doğru genişlettim. Artık her şey yeni sezon için hazırdı. En azından ben öyle sanıyordum.

Beyaz Örtünün Getirdiği Endişe

Derken kış kapıyı çaldı. Ama bu sefer gelen kış, önceki yıllardan çok daha çetin, çok daha amansızdı. Passiflora üzerine okuduğum tüm kaynaklar, sıcaklığın +5 derecenin altına düştüğü ve uzun süre orada kaldığı durumlarda fidanların donma riskiyle karşı karşıya kalacağını söylüyordu. Benim alanımın üç tarafı tam korumalı olsa da üstü ve güney cephesi doğanın şartlarına tamamen açıktı. Daha önce böyle bir kış tecrübem olmadığı için başıma ne geleceğini tahmin edemiyordum. Bahçedeki hassas çiçeklerimi don perdeleriyle kapatarak kendimce tedbirler almıştım ama o devasa passiflora fidanlarına fiziken bir şey yapamamıştım.

Ve beklenen oldu; Rize’de belki de 10-15 senede bir görülen o yoğun, amansız kar yağışı başladı. Takvimler 2023 yılının şubat ayını gösteriyordu. Öyle çok yağdı ki, yollar kapandı. Karın yağdığı ilk gün içimdeki o dinmeyen passiflora endişesiyle evde adeta hapis kaldım, bahçeye gidemedim. İkinci gün ise daha fazla dayanamadım. Arabayla ancak bahçenin 500 metre uzağına kadar gidebildim. Gerisini yürümek zorundaydım; ama ne yürümek!

"Diz boyu kar her tarafı kapatmış, adeta adımlarımı kilitliyordu. Yağış durmuştu ama yer yer bir metreye ulaşan kar birikintileri doğayı sessiz bir beyazlığa gömmüştü."

Manzaranın Burukluğu ve Bağ evindeki Yalnızlık

Bahçe kapısına vardığımda içeri girmek bile ayrı bir mücadele gerektirdi. Karları temizleyip bahçeye adım attığımda gördüğüm manzara içler acısıydı. Passifloralarımın boy gösterdiği o kuzey köşesi resmen çökmüştü. Karın o ağır yükünü kaldıramayan tel örgüler, üzerindeki güzelim fidanlarla birlikte boylu boyunca yerde yatıyordu. Bahçenin neşesi olan çardak bile o amansız ağırlığa dayanamamış, o da çökmüştü.

Bağ evine girip sığınmam bile kolay olmadı. O dondurucu soğuk hava, hiç alışık olmadığım bu darmadağın manzara ve bahçedeki o mutlak yalnızlık ilk anlarda moralimi fena halde bozdu, içimi burktu. Ancak bağ evinin elektrikli ısıtıcısını açıp karşısında biraz ısınmaya başlayınca, o bildiğimiz bahçıvanlık azmi damarlarımdaki kanı yeniden canlandırdı. "Vazgeçmek yok" dedim kendi kendime. Eldivenlerimi sıkıca taktım, gerekli malzemeleri aldım ve işe koyuldum.

Emeğin Mucizesi ve Yeniden Başlamak

Çiçeklerin üzerine yaptığım o üçgen korumalar sayesinde neyse ki bir kısmını kurtarmıştım. Ancak passifloralar, çöken tellerin oluşturduğu boşluklara dolan ve yüksekliği yer yer bir metreyi aşan kar yığınlarının altında tamamen mahsur kalmıştı.Tam iki gün boyunca, o devasa kar yığınlarını bahçenin boş alanlarına taşıyarak fidanlarımı tek tek gün ışığına çıkardım.

Görüntü perişandı ama tamamen ölmemişlerdi. Birkaç ay önce bize dolu dolu meyve veren o canım fidanların, 2023'ün o şubat karında donup gideceğini sanmak içimi acıttı. Ne yazık ki fidanlardan birinin kökünde ciddi bir parçalanma vardı; onu tamamen topraktan çıkarmak zorunda kaldım. Diğer fidanın ise hasar gören iki sürgününü sevgiyle budadım, desteklerle yeniden ayağa kaldırdım. Bir hafta sonra da o yıkılan tel örgü düzenini sıfırdan, çok daha sağlam bir şekilde yeniden kurdum.

Çünkü ben passiflora yetiştirmekten vazgeçemezdim; onu bir kere çok sevmiştim.

Kaybettiğim fidanın yerine hemen meyve vermeye hazır, bir yaşında iki yeni fidan siparişi verdim ve toprağımla buluşturdum. Yaşadığımız o ağır kış travması nedeniyle o yılın ilk hasat dönemi olan Mayıs-Haziran aylarında ürün alamadım. Ancak doğanın o muazzam toparlanma gücü gecikmedi; ikinci hasat döneminde fidanlarım yeniden normale döndü ve bana o özlediğim güzel meyvelerini cömertçe sundu.

Bu amansız kış bana bir kez daha öğretti ki; toprağa gönül verenlerin lügatinde pes etmek yoktur. Kar ne kadar ağır yağarsa yağsın, o telleri yeniden ayağa kaldıracak inancınız varsa, bahar her zaman geri gelir.

Kaynak: Ülker Tuğcu ve Gemini iş birliğiyle hazırlanmıştır.
 


Etiketler: